alt

is.
1. 底, 底面: ayakların \altı 脚底板, 脚心 Ayakkabılarının altı çok çamurlu olarak odaya girdi. 他两脚烂泥就进了房间。Tencerenin altı delindi. 锅底漏了。
2. 下边, 下面: Masanın altında bir kağıt sepeti var. 桌子下面有一个字纸篓。Tencerenin altında ateş var. 锅底下有火。
3. 臀部, 屁股: Bebeğin altında pişik var. 婴儿屁股上起了红疹。Çocuk küçük iskemleyi altına çekip oturdu. 孩子把小凳拉到屁股底下坐下了。
4. 下部, 下面, 底层: binanın \altı 楼的底层
5. 下边, 后续部分, 下一部分: Bu yazının altı daha var mı? 这篇文章还有后续部分吗?Makalenin altını henüz okuyamadım. 文章的后一部分我还没有读完。
6. 深处: şuur \altı 意识深处, 下意识
7. 阴间, 地狱: Bu dünyanın üstü varsa, altı da var. 这个世界如果有天堂, 那么也就有地狱。
is.
1. 下边的, 底下的, 下层的, 下面的: \alt hava küresi (或 yuvarı) (气象)对流层, 运流层 \alt kat 底层, 下层 \alt kısım 下部 \alt mukoza tabakası 解́ 粘膜下层
2. 远处的: duvarın \alt köşesi 远处的墙角
◇ \alt \alta 一个压一个地, 一叠一叠地: \alt \alta yazmak 竖写 \alt \alta üst üste 互相压在一起, 扭在一起; 一叠一叠地: \alt \alta üst üste gelmek 扭打, 撕打, 推搡 \alt \alta üst üste boğuşmak 扭打, 撕打, 推搡 \alt \alta üst üste yuvarlanarak birbirlerini ısırmak 滚在一起互相撕打, 打成一团 -i \alt aşağı vurmak 1) 压倒, 压住, 压在下面 2) 战胜, 打败 \alt başı 最下边, 最后面, 末尾: yokuşun \alt başı 坡底 \alt başından 从最后面开始, 从末尾开始 -i \alt etmek 1) 战胜, 打败, 占上风, 压倒: Sen çok şükürü ölümü alt ettin; kefeni yırttın. 谢天谢地, 你已经战胜了死亡, 死里逃生。 2) 转́ 曲解, 歪曲 \alt olmak 被打败, 被战胜, 被打倒, 被压倒 \alt ölü noktası 技́ 下死点, 下止点 \alt sınıf 1) 下层人士 2) 低年级 3) (植物分类)亚纲 \alt tarafı 1) 剩余, 其余部分 2) 下边部分, 低洼部分 3) 最后, 最终, 终于, 结果 4) 归根到底, 说到底, 只不过, 仅仅, 充其量只: Bunda düşünecek ne var? Alt tarafı beş dolar! 还有什么好想的?说到底也就5个美元的小事!\alt toprak işlemesi 深耕 \alt yanı 1) 剩余, 其余部分: Yolun alt yanı bozuk. 下面一段路坏了。 2) 下边部分, 低洼部分: Köyün alt yanı bataklık. 村子的低洼部分是一片沼泽地。 3) 最后, 最终, 终于, 结果 4) 归根到底, 说到底, 只不过, 仅仅, 充其量只: Bu işin ne önemi var, alt yanı bana elli dolar kazandırır. 这活儿没多大意思, 充其量只能让我赚50美元。\alt yanı çıkmaz sokak 无稽之谈; 胡闹; 一事无成的事 \alt yanı on kuruşluk bir mesele 小事一桩 \altı çapanoğlu 棘手的, 不宜介入的 \altı kaval üstü şişhane (或 şişane, şeşhane) (衣着)上下不协调的, 搭配不合适的 \altı patlar 鞋底已磨穿的鞋 \altı üstüne gelmek 翻个儿, 翻个底朝上, 完全乱了套, 完全变样 -in \altı yaş 后果不妙的: Bu işin altı yaşa benziyor. 这件事似乎不妙。\altına almak 按倒: Bir defa kasabadan geç gelen Ali’yi, altına alıp bir temiz dövdi. 有一次, 他把从镇里经过的阿里按倒在地狠狠地打了一顿。Çiftlik sahibi ayağa kalkıp da savunmaya geçeceği sırada onu yeniden yere yatırıp altıma aldım. 农场主爬了起来, 还想还手, 可是又被我再次摔倒在地, 压在身下。\altına çekmek 赠送(车、马、坐垫等): Çektiler altıma bir cıllığı çıkmış minder. 他们把一个用坏了的破垫子送给了我。\altına etmek (大小便)失禁: Çocuk altına etti. 孩子拉裤子了。\altına girmek 落在…之下, 陷于…之中, 遭受; 承受: babasının etkisi \altına girmek 受其父影响 hâkimiyeti \altına girmek 受…的统治 İnsan ödemeyeceği bir borç altına girmemeli. 人不能背负他偿还不起的债务。\altına gitmek 失败, 吃败仗 \altına kaçırmak (大小便)失禁 \altına kalmak 失败, 吃败仗, 受挫, 碰钉子 \altına koymak 放到…下面, 垫在…下面, 置于…之下 \altına yapmak (大小便)失禁: Çocuk altına yapmış. 这孩子拉了一裤子。-in \altında kalmak 1) 被打败, 被征服, 就范 2) 不予回报, 不予反击: Adam hiç bunun altında kalır mı? 难道这个人会对此无动于衷吗?\altından çapanoğlu çıkmak 遇到麻烦, 出现棘手的局面, 碰上复杂情况: İşi kurcalama, altından çapanoğlu çıkar. 这事儿你就别深究了, 会有麻烦的。\altından çapanoğlu çıkmak 出现困难, 出现麻烦; 事与愿违: İşi kurcalama, altından çapanoğlu çıkar. 这事儿你就别深究了, 会有麻烦的。İyi niyetle işe başladı ama altından çapanoğlu çıktı. 我们做这件事情是出于好心, 可是结果是事与愿违。-in \altından girip üstünden çıkmak 1) 挥霍: Servetinin iki yıl içinde altından girip üstünden çıktı. 他两年就把家产挥霍一空。 2) 搞乱套, 使一塌糊涂 -in \altından kalkmak 1) 克服(困难), 承受, 承担, 胜任: Bu büyük çaptaki borcun altından kalkamam. 我无力承受这么大的债务。Bu güç işin altından sadece siz kalkabilirsiniz. 这件困难的工作只有您能胜任。 2) 自我辩解: Altından kalkamayacağı suçlamalar ileri sürdüler. 他们向他提出了他无力辩解的指控。-in \altını çizmek 强调: Bu sözümün altını çizerek söylüyorum. 这句话我要再强调一遍。\altını ıslatmak 尿床, 尿裤子, 小便失禁 \altını üstüne getirmek 1) 搞乱, 搅和, 制造混乱: Küçükken çıkardığı çiçek, sabanla tarla sürer gibi çehresinin altını üstüne getirmiş. 他小时候得过天花, 使他的脸像被用犁犁过一遍一样, 满脸横七竖八的。Öyle yaramaz bir çocuk ki, sınıfın altını üstüne getirdi. 他是一个如此调皮的孩子, 闹得全班都不得安生。 2) 翻找, 翻得乱七八糟: Ayaklı canavar, odanın altını üstüne getirdi. 这个刚会走路的淘气包, 把房间里搞得乱七八糟。Evin altını üstüne getirdi ama aradığını bulamadı. 他把家里翻得乱七八糟, 也没有找到他要找的东西。\altta kalmak 1) 被打败, 被征服, 就范: O, bu işte de altta kalmak istemedi, geceyi gündüze kattı. 在这件事情上, 他也不甘示弱, 没日没夜地干。 2) 不予回报, 不予反击 \altta yok üstte yok 一贫如洗的, 穷得一无所有的, 赤贫的 \alttan almak (言谈举止)谦恭, 卑谦, 温文而雅; 忍气吞声, 服软: Eğer alttan almasaydım adam beni dövecekti. 我要是不服软, 那个人会打我的。\alttan \alta 悄悄地, 暗地里秘密地, 不露声色地: Alttan alta kendi görüşlerini topluma kabul ettirdi. 他不露声色地让大伙儿都接受了他的主张。\alttan gelmek (言谈举止)谦恭, 卑谦, 温文而雅; 忍气吞声, 服软 \alttan görüş 仰摄 \alttan güreşmek 使绊子, 做手脚(以求取胜) \alttan ışıklama 剧́ 下部照明 \alttan vuruş (拳击)上击
◆ Altı alay üstü kalay. 华而不实; 驴粪蛋子外面光; 金玉其外, 败絮其中。Altın taş, üstün tokaç mı? 你有麻烦吗?Altta kalanın canı çıksın. 成王败寇。Altta kalmağı ayı bile sevmez. 连狗熊都不愿某拜下风, 是人都有好胜之心。

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • Alt — Alt …   Deutsch Wörterbuch

  • ALT — ist: eine Eigenschaft, siehe die Begriffsklärung Alter ein Fluss in Rumänien, Nebenfluss der Donau, siehe Olt (Fluss) eine dunkle obergärige Biersorte, siehe Altbier die Taste alternate der PC Tastatur, siehe Alt (Taste) Alt (abgeleitet von lat.… …   Deutsch Wikipedia

  • Alt — Alt, älter, älteste, adj. et adv. welches in verschiedenem Verstande gebraucht wird. 1. Die zurückgelegte Dauer einer Sache überhaupt zu bestimmen, in welchem Sinne es im Positivo nur als ein Adverbium üblich ist. Wie alt ist er? Er ist sechzig… …   Grammatisch-kritisches Wörterbuch der Hochdeutschen Mundart

  • Alt — may stand for:*ALT (band), a group of musicians, the members of which are Andy White, Liam O Maonlai and Tim Finn. *ALT Linux, a distribution of Linux computer software, or a team of developers that work on the software. *One of a number of… …   Wikipedia

  • alt — wie Methusalem: sehr alt; so alt, daß man es gar nicht mehr ausrechnen kann. Der redensartliche Vergleich bezieht sich auf Gen 5,25 27 (»Methusala war hundertsiebenundachtzig Jahre alt und zeugte Lamech; und lebte darnach… …   Das Wörterbuch der Idiome

  • alt — ALT, ÁLTĂ, alţi, alte, adj. (Arată că fiinţa sau lucrul al cărui nume îl determină nu este aceeaşi sau acelaşi cu fiinţa sau lucrul despre care a fost vorba, care este de faţă sau este cel obişnuit) Alt om. Alt obiect. ♢ expr. (pop.) Câte alte =… …   Dicționar Român

  • ALT TV — is a New Zealand broadcast, privately owned and operated 24 hour live to air music TV channel on SKY Digital 65.ALT TV s current slogan is Know Good Television. Their previous slogan was Actual Music Television. Created by Thane Kirby (founder of …   Wikipedia

  • Alt — Alt  клавиша на клавиатуре IBM PC‐совместимых ПК. alt alt.*  иерархия групп новостей alt (HTML)  атрибут в HTML и XHTML alt  код южноалтайского языка в ISO 639 3 ALT ALT Linux Team Компания ALT Linux Дистрибутивы ALT Linux Alt …   Википедия

  • Alt-Gr —   [Abk. für Alternate Graphics Key; dt. »Grafik Wechseltaste«], eine Taste bei Windows Rechnern, die für nicht englischsprachige Länder hergestellt wurden. Durch gleichzeitiges Betätigen der Taste »Alt Gr« und einer weiteren Taste kann das dritte …   Universal-Lexikon

  • alt — alt; alt·az·i·muth; alt·horn; alt·mann s; ex·alt; ex·alt·er; ex·alt·ed·ly; ex·alt·ed·ness; …   English syllables

  • alt — Adj. (Grundstufe) schon lange lebend oder vorhanden, nicht jung Beispiel: Sie wohnt in einem alten Haus. Kollokation: alt aussehen alt Adj. (Grundstufe) ein bestimmtes Alter habend Beispiele: Sie hat eine zwei Jahre alte Tochter. Wie alt bist du? …   Extremes Deutsch

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.